Kanarya İstanbul'un en çok göç alan mahallelerinden biri. Kuşların göçüne ev sahipliği yapmış olan bu mahalle mirasını insanlara bırakıyor. Toplumsal uzaklaşmanın getirdiği tolerans yetisinin kaybını en küçük hücresine kadar barındırabilen Kanarya, bütün benzerliklere rağmen kendinden görmediğini göç duraklarından birine atmaya çalışıyor. Büyük şehrin devasa hüznünü yaşatmaya devam eden bu yer, doğum verdiği çocukların isimlerini karıştırıp kimliklerini boğmaya, yok etmeye, kendi deliğinin içine almaya devam ediyor.

Çekilen acılar aynıyken gören iki gözün farklı tınısı tüm mahallenin geleceğini değiştiriyor. Dışlanmış olan, günün sonunda dışlayan olmaktan çok da uzak değil, öğrendiğini anlatıyor. İstanbul'un en ücra köşelerinden birinde, içeriden çıkan bir sesin, soğuk duvarların arasında saklanmış tüm sözlerin aynılığını eleştirdiği bu proje farklı seslerin oluşumu için kültürel birleşmenin zorunluluğunu ele alıyor. Gittiğimiz uzak yollar, geçtiğimiz yerlerin yakınlığınıdır çoğu zaman. Tuttuğumuz ellerin sıcaklığı ise, tutamadıklarımızdan gelir. Kanarya, kültürlerarası yapılanmanın sağlanması için farklılıkların itilmesi yerine, içerideki benzerliklerin birleştirilmesi üzerine...